E-Postanızın Gelen Kutusuna Düşmesi

E-postalarınızın gelen kutusuna düşüp düşmemesi tamamen e-posta itibarına bağlıdır. Yani, çok iyi hazırlanmış bir e-bülten bile e-posta itibarının düşüklüğü nedeniyle başarısız olabilir. Peki buna sebep olan nedir?

Henüz INBOX'ı denemediniz mi? Hemen ücretsiz başlayın

Gmail, Yahoo, Hotmail, AOL vb. internet servis sağlayıcıları, kullanıcılarının memnuniyetini yüksek tutmak için onları korumaya çalışır ve bu nedenle bazı güvenlik önlemleri alırlar. Bu sayede kötü amaçlı e-postalar diğerlerinden ayrılır. Bu bakımdan, e-posta itibarı dikkat edilmesi gereken bir konudur. Bunu, bankacılık sistemine benzetirsek, e-posta itibarını da kredi notu olarak kabul edebiliriz. Eğer güzel bir notunuz varsa, IP adresiniz, ISP’nin beyaz listesine eklenecektir. Bu da gelen kutusuna düşmenizi sağlar.

Şimdi itibarınızı oluşturan unsurlara geçelim. Yani, spam filtrelerine takılıp takılmayacağınızı belirleyen unsurlara... E-postanızın bu filtreler gözünde kimlik avı amaçlı görünmesi, profesyonel olmayan bir dil kullanmanız, örneğin "Hemen şimdi alın, size özel kampanyayı kaçırmayın!" gibi clickbait başlıklar, ya da gönderdiğiniz içeriğin zararlı ya da tehdit unsuru olarak algılanması itibarınızı düşüren sebeplerden olabilir. Bunların yanı sıra bounce rate, şikayet oranları, listenizde olabilecek spam tuzakları da artışlarıyla birlikte itibarınızı düşüren etmenlerdir. Açılma/tıklanma oranının ise yüksek olması itibarınızı artırır. Bunların anlamına kısaca değinelim. Bounce rate, listenizdeki teknik olarak ulaşılamayan durumdaki e-posta hesalarının oranıdır;  şikayet oranı, adı üstünde, alıcılarınız arasından gönderimlerinizi spam olarak işaretleyenlerin oranıdır; spam tuzağı dediğimiz şeyler, servis sağlayıcı firmalarca oluşturulmuş, izinsiz liste kullanmanız durumunda yakalanabileceğiniz sahte hesaplardır; son olarak açılma/tıklama oranları ise, e-postalarınızı okuyan ve eyleme çağrı (call to action) düğmesiyle yönlendirdiğiniz adrese giden kullanıcıların oranıdır.

Bütün bu itibarı, dolayısıyla da iletilme oranını etkileyen unsurları doğru şekilde yönetmek tamamen sizin elinizdedir. İzinli pazarlamanın önemine her fırsatta dikkat çekmemizin sebebi de bu. Sizden kendi rızalarıyla e-posta almak için abonelik oluşturmuş kulanıcıların ilgileri yüksek olacağı için e-postalarınızı okuma, içindeki eyleme çağrı düğmesiyle websitenizi ziyaret etme ve orada vakit geçirme ihtimalleri daha yüksektir. Üstelik bu kullanıcıların sizi spam olarak şikayet etmeleri de pek söz konusu olmaz. Ki, izinli pazarlama sırasında listeniz temiz olacağı için spam tuzaklarına da yakalanmazsınız.

Burada dikkat çekmemiz gereken bir nokta daha var. E-posta itibarı söz konusu olduğunda pazarlama faaliyetini yapan ve kampanyaları oluşturan kullanıcıdan sonra, e-posta pazarlama firmasının kullandığı IP’ler de iletilebilirlikte önemli rol alır. UseINBOX’ın yüksek itibarlı IP’leri bunun için idealdir ancak şunun altını çizmekte fayda var, siz kampanyalarınızı tasarlarken listelerinizin izinliliğinden ve gönderimlerinizin güvenilir içeriğe sahip olduğundan emin olmadığınız sürece en yüksek itibara sahip IP’lerden de gönderim yapsanız e-postalarınız ya hiç ulaşmaz ya da spam kutusuna düşer. Şirketlerin buna buldukları çözümlerden biri, kendi sunucularını edinerek 0 IP’lerden gönderim yapmaktır. Ancak hiç kullanılmamış IPler kullanışlı değillerdir çünkü yeni sunucular gönderimlerine sıfırın altında bir itibar puanıyla başlarlar bu sebeple de iletilebilirlik oranları düşük olacaktır. Dolayısıyla yüksek gelen kutusu oranlarına ulaşmanın en kesin yolu UseINBOX gibi yüksek itibarlı ve güvenilir IP’ler kullanırken, burada paylaştığımız ipuçlarını temel alarak izinli e-posta pazarlama kampanyalarınızı oluşturmanızdır. 

Henüz INBOX'ı denemediniz mi? Hemen ücretsiz başlayın

İhtiyacınız olan cevabı buldunuz mu? Geri bildiriminiz için teşekkür ederiz Geri bildiriminizi gönderirken bir hata oluştu. Lütfen tekrar deneyiniz